Sadede gelelim

Yayınlama: 03.10.2024
A+
A-

2002 de Amerika dışişleri bakanının 22 ülkenin sınırları değişecek dediğinde plan devreye girmişti BOP planı.
Arap Baharı ile Arap ülkelerinde büyük kaoslar çıkarılmıştı. O yıllarda sessiz sedasız güney sınırlarımızdaki mayınlar İsrailli bir firma aracılığı ile temizlettirilmiş bayağı gürültü kopmuştu. Ardından Suriye karışmıştı. İş başında Ahmet Davutoğlu sıfır sorunlu dış politika sloganı devredeydi. Sonuç problem yaşamadığımız ülke nerdeyse kalmadı.

Bazı bilim adamları şu an Ortadoğu’da yaşanan olayı 14. Haçlı seferi olarak isimlendirmektedir ki bu görüşe ben de katılıyorum.
İsrail,kendi kutsal amaçlarına ulaşmak için dünyayı ateşe atmaktan çekinmez batılı devletleride alet etmektedir. Sonuçta dökülen müslüman kanıdır.
Ukraynayı saymazsak son kırk yıl boyunca gerek işgal gerekse iç savaş yoluyla islâm ülkelerinin çoğu tarumar edilmiştir.
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demek meseleyi çözmüyor.

Cumhurbaşkanının ‘İran’dan sonra hedefte Türkiye var” demesi malumun ilanından başka bir anlam ifade etmiyor. Atalar “perşembenin gelişi çarşambadan bellidir derler”. Yıllar yılı hem ticari hem askeri ve politik alanda İsrail’le sıkı ilişki ;onları arz-ı mev’ud fikrinden döndürmemiştir. Amerika’da Yahudi lobilerine kucak dolusu paralar vermek,tarımda yerli tohumu yasaklayıp İsrail tohumu kullandırmak sadece onların kasalarını doldurmuştur.
Ebter yani GDO’lu tohumlarla insanlarımızın sağlığı bilinçli olarak tehlikeye atılmış ve Türk çiftçisi tohum, ilaç, gübre ve yakıt pahalılığı yüzünden ekip biçemez duruma getirilmiştir.
Buna mukabil biz bilumum gıda maddelerini ithal etmek zorunda kalmışız.

Hiç bir ülke kendi çiftçisini bizdeki kadar mağdur etmemiştir. Aksine destek vererek dışa bağımlılığı azaltmayı seçmiştir. Gıda artık stratejik bir ürün olmuştur. Hatırlayalım Ukrayna savaşı sebebiyle tahıl sevkiyatının durmaması için birleşmiş Milletler dahil bir çok devlet veya kuruluşun nasıl mücadele ettiği hala hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.
Elektronik savaş Lübnan’da daha belirgin olarak kendini hissettirmiştir. O sebeple tüm silahlarımızın yazılımı çok acil olarak yerli ve milli olmak zorundadır. Sadece Hollanda’ya üst düzey bin tane mühendisimizin gittiği kabul edilirse konunun ne kadar hayati olduğu daha net ortaya çıkar. Bedeli ne olursa olsun katma değer üreten o beyinleri tekrar ülkemize döndürmek ve can güvenliklerini garanti altına almak zorundayız.

Daha önce de bir yazımda bu konuya kısmen değinmiş, ” Sulhu salah istersen,cenge hazır ol” Başlığı ile işlemiştim.
Bu gün bu tehlike adım adım kapımıza yaklaşmaktadır. O yüzden her türlü enstürmanı kullanarak ülkemizi iç ve dış tehditlere karşı daha hazır hale getirmeli, bedelli askerliği bir süre askıya almalıyız. Türk Birliği ülkeleri ile askeri işbirliği alanında daha somut adımlar atmalı dosta güven düşmana korku vermeliyiz.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Clicky