Gemlik bugün, çok tehlikeli bir yönetim anlayışının bedelini ödüyor.
İlçeyi yönetmesi gerekenler artık sorun çözen değil, insanları birbirine düşüren bir anlayışın temsilcisi hâline gelmiştir. Oysa gerçek liderlik; kriz çıkarmak değil, krizi yönetmektir. Bugün ise Gemlik’te krizler çözülmüyor, aksine büyütülüyor.
Ayakta kalabilmek için gecesini gündüzüne katan, vergisini ödeyen, personel çalıştıran, dükkânının ışığını söndürmemek için mücadele eden Gemlik esnafı; dışarıdan getirilen organizasyonlar uğruna adeta göz göre göre ezilmektedir.
Üstelik bunu yapanlar, “sosyal etkinlik”, “gastronomi” ve “spor kulübüne destek” gibi süslü cümlelerin arkasına sığınmaktadır. Kimse kusura bakmasın; bir ilçenin ekonomisini ayakta tutan kendi esnafıdır. Kendi esnafını yok sayarak yapılan hiçbir organizasyonun adı başarı değildir.
Daha vahimi ise belediye yönetiminin ortaya koyduğu zayıf ve dağınık tablodur. Bugün Gemlik’te esnaf odası başka konuşuyor, siyasi partiler başka yerde duruyor, spor camiası ise başka bir tartışmanın içine çekiliyor. Çünkü ilçede ortak aklı yönetecek, herkesi aynı masada buluşturacak güçlü bir irade ortaya konulamıyor.
Sonuç ne oluyor?
Gemlik geriliyor…
Esnaf öfkeleniyor…
Toplum kutuplaşıyor…
Ve yönetenler sadece izliyor.
Oysa bir belediye başkanı, herkesin başkanı olmak zorundadır. Esnafı da koruyacak, sporu da destekleyecek dengeyi kuramıyorsanız; ortaya çıkan tablo açık bir yönetim zaafıdır.
Bugün Gemlik esnafı kendisini yalnız hissediyorsa, bunun sebebi sadece ekonomik kriz değildir. Asıl sebep, sahipsiz bırakılmış olmasıdır.
Artık insanlar şu soruyu açık açık sormaktadır:
“Gemlik gerçekten yönetiliyor mu, yoksa günü kurtarma siyasetiyle mi idare ediliyor?”
“Marmara’nın incisi” söylemleriyle siyaset yapanlar şunu iyi görmelidir: Bu yönetim anlayışı, Marmara’nın incisindeki taneleri bir arada tutmuyor; tam aksine, tek tek savuruyor.
Esnaf ayrı düşüyor…
Sivil toplum ayrı düşüyor…
Siyaset ayrı düşüyor…
Gemlik her geçen gün ortak akıldan uzaklaşıyor.
Artık herkesin başını öne eğip samimiyetle şu soruyu kendisine sorması gerekiyor:
“Derdimiz siyasi istikbal mi, yoksa Gemlik’in istikbali mi?”
Çünkü Gemlik’in kaybedecek bir günü, esnafın ise kaybedecek bir lokma ekmeği kalmamıştır.