Yerel basından bir arkadaşım Almanya dönüşü hocam hatıralarınızı paylaşmanızı bekliyorum diye rica etti.Bende onun ricasını kırmayarak kaleme almaya karar verdim.
Yediğin içtiğin senin olsun
Gördüğün güzellikleri anlat derler
Aylardan Aralık idi telefonum çaldı arayan Almanya’dan Avrupa Türk Federasyonunun camilerden sorumlu yöneticisi Yusuf Zorluoğlu hocaydı.
Hal hatır sorduktan sonra bu sene Ramazan ayında görev yapmak isteyip istemediğimi sordu memnuniyetle kabul ettim çünkü iki yıl önceki davetlerinde çok verimli bir bir ramazan yaşamıştık. İyi dileklerden sonra vedalastik.Bu arada bende yavaş yavaş yol hazırlıklarını tamamladım. Bir taraftan da çalışmaları devam eden Tasavvuf Musikisi kursunu tamamladım.Ramazan yaklaşıyor fakat bir türlü haber gelmiyordu.
Baktım onlar aramiyor ben aradım. Yusuf hocam ben sizlerden haber bekliyorum durum nedir dedim. Yusuf hoca henüz bana uygun bir bir cami olmadigini söyledi.Bende madem öyle sağlık olsun dedim.Normal hayatın akışına devam ederken Yusuf hocam tbir kaç gün sonra tekrar aradı münhal bir yer var arkadaşlar sizinle irtibat kuracaklar dedi.
Bölge yönetiminden önceki ziyarette tanıştığım bir arkadaş aradı hal hatır sorduktan sonra eğer kabul edersem cemaati kalabalık olmayan bir cami önerdi.Bazi zorluklar olabileceğini söyleyince ben her türlü zorluğa göğüs görebileceğimi söyledim. Bu arada ramazana bir hafta falan zaman var.Mutabakat sağlandıktan sonra ucak bileti temin edildi ve ramazandan bir gün önce yola çıktım.
Oldum olası havaalanlarindaki prosedürleri sevmem can sıkıcıdır ama güvenlik gereğinin bir parçasıdır.Uçak yolculuğundan sonra karla karisik yağmurlu bir havada aşağı yukarı bir saatlik mesafedeki camiye ulaştik.
Önce konaklayacağım apart daireye eşyaları bırakıp camiye geldik.Camide yerleşim merkezi gibi şirin bir mekandi.
Cami baskanı akşam yemeği için evine davet etti.Hâli hazırda başka seçeneğim de yoktu. Uzun ve yorucu yoldan sonra bayağı acıkmıştım. Türk misafirperverliği her yerde kendisini gösteriyor.Evin hanımı belli ki önceden haberdar olup güzel bir sofra hazirlamiş ellerine saglık.Allah ne verdiyse afiyetle yiyip yatsı namazı için camimize geldik.
Ertesi gün ilk teravihimizi hanım cemeatin de katılımıyla büyük bir heyecan ve huşu içinde eda ettik.
Çok zaman iftar davetleri bazan da camide yapılan iftarlarla idare ettik.Sahur için marketten aldığım kahvaltılıklarla yeme içme ihtiyacını giderdik.
Uzak diyarlarda nafaka kazanmak için giden gurbetcilerimizle hemhal olduk.Empati kurduk,hissiyatlarina ortak olduk.
Zaman zaman komşu şehirlere kısa süreli ziyaretlerimiz oldu. Özellikle villingen şehrinde inşa edilen camiyi görünce gözümüz gönlümüz açıldı.Çok amaçlı olarak tasarlanan cami ordaki cemeatin tüm sosyal kültürel ve manevi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanmiş. Kalem gibi minaresiyle Anadolu’daki bir camiden farksızdı.
Kimileri gibi ballandıra ballandıra anlatmayı beceremedim belki bir ay boyunca ibadet ağırlıklı geçti.Bol bol K.kerim okudum tefekkür ettim. Gördüğüm güzellikleri sosyal medya hesaplarımda paylaştım. Güzel hatıralar biriktirdim. Son sözün nedir derseniz cennet vatanim gibisi yok. Bayram namazını eda ettik ardından küçük bir kahvaltı ve ver elini memleket deyip yola koyulduk.Çok şükür sağ salim tekrar aileme ve sevdiklerime kavuştum.