Bade harabul Basra

Yayınlama: 05.04.2025
A+
A-

Bir fikir ve ideoloji hareketi olarak ortaya çıkan milliyetçi cenahta merhum Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’ten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Mesela bu hareketin ideolog ve fikir adamları bir bir ortadan çekildi. Kimi köşesine kimi kara toprağa girdi. Davayı besleyen damarlar kurudu. Ne Galip Erdemler, ne Arvasi’ler ne Erol Güngör’ler, ne Mustafa Kafalı’lar ve daha adını sayamadığım değerli ilim ve fikir adamları.

Şanlı bir direnişin kahramanları, kardeşliğin, vefanın yiğitliğin ve mertliğin kitabını yazanlar. Ülkü uğruna beşbin şehit veren alperenler. Her biri yaşadığı şehirde efsaneleşmiş Kürşad lar, Alparslanlar Oğuzlar. Hatta Sovyetlerin dağılmasında (Dağılmanın sebebi olarak güneyimizdeki direniş ifadesi )etkili olan o mukaddes ruhun sahibi ülkücüler.
Özellikle 80 darbesi daha çok ülkücüleri mahvetti. Başbuğ cezaevindeyken sahipsiz kalan insanlar dışarda hayatlarını devam ettirebilmek için bazıları illegal yollara saptı. Bazılarını devlet kullanıp sokağa bıraktı.

1997 sonrası genel başkan seçilen sayın Bahçeli ülkücüleri sokaktan çekince zamanın yazar çizerlerinden epey övgü aldıydı. Ocaklar bir dönem serserilerin sığınağı olmuştu. Ocakların ıslah edilmesi zaruret olmuştu. Beklentimiz kendisi de bilim adamı olan sayın genel başkanın ocakları ilim ve kültür merkezi yapacağı yönündeydi. Fakat bu hayalden öteye geçmedi. Komünizmle mücadele ile kendini ispatlamış ocaklı gençler , son yıllarda muhaliflere saldırmak için kurşun askere dönmüştü. O kadar ki ak saçlı büyüklerinin toplantılarını basmak, hatta eski genel başkanlarını öldürmek yahut eski bir ocak başkanını eşinin yanında tartaklamak olsun veyahutta farklı düşünen yazarların kolunu kafasını kırmakta kullanılır olmuştu. Bu tavır Akp ile iktidar ortağı olmanın verdiği korumayla saldıranlar hertürlü yargı takibinden muaf tutulmuşlar bu da ek bir avantaj sağlamıştı.

Ocaklı gençler ne geçmişi ne zamanı okuyamaz olmuşlar ,herhangi bir bilgi birikimi ve entellektüel altyapıdan mahrum sadece bilek gücüyle hareket eden emir komuta zinciri içinde hareket eden bir ekibe dönüşmüşlerdi.

Acı ama gerçek buydu. İçinde yetişmekten her zaman gurur duyduğumuz ülkü ocağımızda bir belinde Kur’an öbür elinde bilgisayar olan nesil yetiştirememiştik.
Milli devlet güçlü iktidar sloganıyla devleti yönetmeye talip ülkücü hareket gitmiş yerine hiçbir iktidar olma amaç ve niyeti olmayan , siyah takım elbiseli, çatık kaşlı her an saldırmaya hazır töreden habersiz , fedai yapılı insanlar ortaya çıkmıştı. Bunun dışında kalanları tenzih ediyorum.
Bu gün ipi kopmuş tespih gibi paramparça bölünmüş , tepkisinden çekinilen, milli hassiyetleri törpülenmiş lider, teşkilat doktrin anlayışından kopuk , birleşmeleri halinde iktidarın en büyük alternatifi olacak Türk milliyetçileri nerdesiniz? Son kalemiz Türkiye Cumhuriyetimizin ( BOB+ Yeni anayasa) kefen projesi (Bir zamanlar genel başkanın ifadesi ile) süslü ambalaj içinde millete kabul ettirilme arefesindeyken bu kavga bu ayrılık neden? Ne zaman aklınız egolarınızın önüne geçecek?

Arapça meşhur bir deyim var ” Ba’de harabul Basra” Yani Basra harap olduktan sonra sizi kimse duymak istemez. O saray yavrusu makamlar ,rahat koltuklar ,çakarlı arabalar hepsi çöp olur.
Avrupa’da çok saygılı ve edepli ülkücüler tanıdım ve onlarla gurur duyduğum doğrudur.
Asıl güç bilgidir. Okumayan, araştırmayan ve düşünemeyen gençlik her zaman sopa olarak kullanılmaya müsaittir. Güçlü ve müreffeh Türkiye’yi ancak bilgiyle kurabiliriz. Gençlerimizin önündeki barikatları kaldırın ve ilimle kucaklaştırın. Geç kalmadan siz de kucaklaşın. Yoksa vebalin altından kalkamazsınız. Bizden söylemesi. Kim miyim? Bir dost diye bilin yeter.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Clicky