Son yıllarda bazı belediyelerde tuhaf ama bir o kadar da düşündürücü bir dönüşüm yaşanıyor. Belediyecilik, hizmet üretme işi olmaktan çıkıyor; fotoğraf üretme işine dönüşüyor. Şehir yönetmesi gereken makamlar, adeta birer sosyal medya ajansı gibi çalışıyor.
Ramazan ayı geldiğinde tablo daha da netleşiyor. Uzun iftar sofraları kuruluyor, yüzlerce pide dağıtılıyor; ardından kameralar devreye giriyor. Fotoğraflar çekiliyor, videolar hazırlanıyor, sosyal medya hesaplarında art arda paylaşımlar yapılıyor. Sanki ortada büyük bir şehircilik başarısı varmış gibi bir algı oluşturuluyor.
Oysa gerçek çok daha basit: Bir akşamlık iftar vermek, birkaç kasa pide dağıtmak belediyecilik değildir.
Belediyecilik; altyapı kurmaktır, ulaşım sorununu çözmektir, kenti planlamaktır, çevreyi korumaktır, vatandaşın yaşam kalitesini kalıcı şekilde artırmaktır. Bunlar zor işlerdir. Emek ister, bilgi ister, vizyon ister. İşte tam da bu yüzden bazı yöneticiler için zor olanı yapmak yerine görünür olanı yapmak daha cazip hâle gelmiştir.
Çünkü altyapı projeleri fotoğraf vermez.
Uzun vadeli şehir planları sosyal medyada alkış toplamaz.
Ama bir iftar sofrası…
Bir pide dağıtımı…
Kameraya verilen birkaç poz…
İşte bunlar bol bol paylaşım getirir.
Böylece ortaya yeni bir yönetim anlayışı çıkar: Hizmet belediyeciliği değil, sosyal medya belediyeciliği. Bu anlayışta önemli olan, şehrin sorunlarını çözmek değil; o sorunların üstünü iyi bir fotoğraf karesiyle örtmektir.
Daha da vahimi, yardımlar bile bir tür sahneye dönüştürülür. İnsanların ihtiyaçları, kameralar eşliğinde dağıtılan pidelerle ve iftar sofralarıyla servis edilir. Dayanışma duygusunun yerini gösteriş alır. Yardım, bir sosyal sorumluluk olmaktan çıkar; bir reklam aracına dönüşür.
Gerçek şu ki hizmet üretmeyen yönetimler fotoğraf üretmeye başlar. Çünkü ortada anlatılacak büyük projeler yoksa, küçük görüntüler büyütülür.
Ama asıl sorulması gereken soru şudur:
Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefine biz gerçekten bu şekilde mi ulaşacağız?
Kameralara poz vererek mi?
Sosyal medya paylaşımlarıyla mı?
Bir akşamlık iftar sofralarıyla mı?
Atatürk’ün işaret ettiği hedef; bilimle, üretimle, planlamayla, güçlü kurumlarla ve gerçek hizmet anlayışıyla ulaşılabilecek bir hedeftir. Fotoğraf kareleriyle değil.
Çünkü şehirler fotoğraf kareleriyle değil, vizyonla yönetilir.
Vizyonu olmayanlar ise çoğu zaman fotoğraf paylaşarak eksiklerini gizlemeye çalışır.