Bi’dat konusuna biraz eğilelim

Yayınlama: 01.02.2026
A+
A-

Sözü eğip bükmeden direkt kitabın ortasından konuşmak istiyorum.
Bi’dat; kısaca dinin özünde olmayıp sonradan eklenen durumlar için kullanılır.Putperest bir topluma inmiş olan Kur’an ve onun yüce peygamberiHz .Muhammed (sav) cahiliye döneminin ne kadar köhnemiş örf adet ve inanç bağlamında kalıntısı varsa İslâmı onlardan koruyup Tevhid Akidesini yerlestirmeyi amaçlamıştır.Diğer yanda ateşperestler,ay ,yıldız , güneş gibi gök cisimlerine ,ağaca,taşa tapanlar ile kendilerine din ve kitap verilen peygamberler gelmiş olmasına rağmen peygamberden sonra din ve kitaplarının bir takım hükümleri tahrif edilmiş(aslı bozulmuş) ilahi din mensuplari da mevcuttu. İlk dönem müslümanların bu konuda hassas olmalari son derece normal ve yerindedir.Henuz gelişmekte olan bir dinin doğar doğmaz yabanci inanç ve kültürlerin istilasına uğramaktan engellenmesi gerekiyordu.

İnsanlar İslam’a girerken ister istemez eski inanç,ibadet ve ahlâki alışkanlıklarını tamamen terkedemeyip bir kısmını İslâmi boya ile kamufle etmeye çalışmışlardır.
Müslüman coğrafyasinin farklı bölgelerinde islâm medeniyeti yükselirken hem mimari hem kültürel zenginlikler inkişaf etmiştir.
Bid’atleri daha ziyade hurafeler ve israiliyyat kavramı içinde aramak lazımdır.
Acı olan bir şey varsa onbeşinci yüzyıldan sonra İslam alemi bilim dunyasina yeterli katkıyı sunamamistir. En önemli sebeplerinden biri dini ilimlere öncelik verip pozitif ilimleri ,felsefe ve mantiğı medreselerden kademeli olarak çıkarmak olarak özetleyebiliriz.Hatta neredeyse Kelâm gibi İslam ilimlerinin temelini oluşturan dersi bile kaldırmayı düşünmüşlerdir.
Sekizinci ve onikinci yüzyıllar arası İslam dünyasında yaşanan bilimsel gelişme maalesef önce durağanlaşmiş daha sonra da zayıflamıştır.
Halbuki bizim temel kaynağımız K.Kerim ve Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (sav) ilmi ve calismayi açıkça teşvik etmis hatta ibadet saymıştır.
Müslüman sadece ahiret için yaşayan kimse olmamalidir. Dünya ve ahiret dengesini korumak zorundadir. Bunun için din,akıl ve ilmin rehberliginde yol almalıdır.
Her şeye bi’dat diyerek karşı çıkmak,hatta daha ileri giderek Tekfir etmekle İslam’a hizmet etmiş olmayız. Günümüz itibariyla marjinal ve radikal bazı grup veya terör örgütleri kendileri dışındaki herkesi tekfir ederek onları öldürmenin helal olduğunu savunmaktalar. Bu islamı dar bir kalıba hapsetmek demektir.Bunun örnekleri fazlasiyla mevcuttur.Selefi bazı mezhep imamları bu görüşe cevaz vermekle beraber İmam-ı azam Ebu Hanifenin de dahil olduğu bir çok âlim ” kıble ehlinin tekfir edilemeyeceği ” görüşündedir. Ve İslam dünyasında kabul gören anlayış budur.
Bi’dat konusunda rivayet edilen hadislerin hadis kritiği açısından senet ve metin yönünden bazı eksik tarafların olması daha dikkatli davranmayı gerektiriyor.

Bi’dat nedir?
Sözlükte “dinle ilgili olarak yeni görüş ve davranışları benimseyenler” anlamına gelen ehl-i bid‘at (ehlü’l-bid‘a, çoğulu ehlü’l-bida‘), terim olarak farklı şekillerde yorumlanmakla birlikte Ahmed b. Hanbel, Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî, İbn Hazm, Şehristânî ve Süyûtî gibi âlimlerce yapılan tariflerde genellikle ortak nokta “sünnetin terkedilmesi”dir. Buradaki “sünnet”, Resûlullah ile ashap topluluğunun İslâm’ın inanç ilkeleri demek olan akaid alanında takip ettikleri yol anlamına gelir. Buna göre ehl-i bid‘at, “aklı esas alıp nasları te’vil etmek suretiyle Hz. Peygamber’den sonra sünnete aykırı bazı inanç ve davranışları benimseyenler” şeklinde tarif edilebilir (ayrıca bk. BİD‘AT).
İslam Ansiklopedisi Bi’dat maddesi.
Y.Şevki Yavuz

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.