Bölücülerin “TERÖRİSTAN” hayalinden klinik çöküşe

Yayınlama: 23.01.2026
A+
A-

Emperyalist projelerin taşeronluğuna soyunanların “Teröristan” rüyası, Türk devlet aklının stratejik hamleleriyle kabusa dönüştü. Bugün sahada yaşananlar sadece askeri bir mağlubiyet değil; coğrafyaya, tarihe ve sosyolojiye aykırı bir ihanet projesinin klinik çöküşüdür.

​Suriye’nin kuzeyinde emperyalistlerin lojistik desteğiyle bir “Teröristan” kurma hayaliyle yola çıkanlar, Türk devlet aklının stratejik hamleleri karşısında bugün tarihin en ağır bozgununu yaşamaktadır. Bu süreç, sadece askeri bir başarı değil; coğrafi, demografik ve sosyolojik gerçekliği hiçe sayan bir ihanet projesinin külliyen iflasıdır.

​Suriye sahasında kartlar yeniden karılırken; Ayn el-Arab ve Haseke gibi kritik noktalar henüz tam anlamıyla temizlenmemiş olsa da, buralarda hiçbir otonom yapıya veya sözde “ara formüle” asla müsaade edilmemelidir. Devletin bekası, sınır hattındaki bu çıbanbaşlarının kökten sökülüp atılmasını emreder.

​Türk Devleti: Bölgenin Gerçek Garantörü

​Burada en kritik eşik şudur: Türk devleti, Suriye’de hem Türkmen hem de Kürt kardeşlerimizin yegâne garantörü ve hamisi olduğunu sahada göstermelidir. PKK sempatizanlarının en büyük sermayesi olan “korunmasızlık” ve “mağduriyet” edebiyatı, ancak devletin şefkatli ve kudretli eliyle boşa çıkarılabilir. Türkiye, bölgedeki tüm unsurları kucaklayan adil ve kalıcı bir düzen kurarak, terör örgütünün yıllardır sömürdüğü o kirli istismar alanını ellerinden tamamen almalıdır.

​Taşeronluğun Patolojik Boyutu

​Son iki yüzyıldır emperyal güçlerin kucağından inmeyen, onların bölgesel ajandalarına gönüllü taşeronluk yapan bu yapılar, siyasi bir aktör olma vasfını çoktan yitirmiş ve klinik bir vakaya dönüşmüştür. Batılı efendilerinin “100 binlik ordu” yalanlarıyla balon gibi şişirdiği bu yapı, binlerce yıllık ordu geleneği olan Türk Silahlı Kuvvetleri karşısında kâğıttan bir kaplandır. Yeni kurulan Suriye ordusuna bile dayanamayıp 48 saat içinde dağılıp yok oldular.

​Törenlerde askeri üniforma ile boy gösterip, çatışma anında korkakça sivil kıyafetlerin altına saklanan bu eli kanlı şebeke, siviller üzerinden mağduriyet devşirmeye çalışan birer dezenformasyon makinesidir. “Kadın hakları savunucusu”, “çevrecilik” veya “özgürlükçü sivil” ambalajıyla dünyaya pazarlanan bu yapının, aslında çocukları dağa kaçıran ve gençleri ateşe atan bir suç şebekesi olduğu gerçeği artık gizlenemez.

​Hukuksuzluğun Bedeli ve Bayrak Namusu

​Geçmişteki “ihanet süreçlerinin” yarattığı zafiyetlerden cesaret alan bu güruh, bugün vatan sathında kanun tanımazlığa girişmektedir. 20 Ocak’ta Nusaybin’de Türk bayrağına el uzatacak kadar gözü dönen hainlerin varlığı, hukukun kişilerin inisiyatifine terk edilmesinin acı faturasıdır.

​Milli sembollerimize saldıran kitleleri provoke eden uzantıların hâlâ Meclis kürsüsünden ahkâm kesmesi, demokrasinin bir gereği değil, hukukun bir ayıbıdır. Bebek katilini övücü sözler ve terör elebaşını meşrulaştırma potansiyeli taşıyan her türlü ifade, bölücü odaklara maalesef moral motivasyon sağlamakta; bu da onları bayrak provokasyonuna kadar varan bir cüretle donatmaktadır. Bölücüye duyulan her türlü “sempati” veya gösterilen her “esneklik”, bu millete kaos ve şehit cenazesi olarak geri dönmektedir. Hukuk, kişilerin keyfine göre esnetilemez; devletin onuru ve bayrağın şerefi her türlü siyasi mülahazanın üzerindedir.

​Kürt Kardeşlerimize Tarihi Çağrı

​Buradan haykırıyoruz: Ey Kürt kardeşim! Yüzyıldır senin adını, senin kimliğini ve senin geleceğini istismar ederek emperyalistlerin kucağına oturmaktan haz duyan bu yapılara artık “dur” demenin vakti gelmiştir. Miadı dolunca efendileri tarafından bir kenara fırlatılan, seni sadece bir “kullan-at” aracı olarak gören bu hainlere en büyük cevabı bizzat sen vermelisin. Senin adını kullanarak bu topraklara düşmanlık tohumu ekenler, aslında en büyük zararı senin geleceğine vermektedir.

​Sözün Özü
​Türk devleti, hem sınır ötesindeki terör laboratuvarını dağıtmak hem de içerideki uzantılarını hukuken tasfiye etmek zorundadır. Yalanlarla şişirilmiş ordular, sahte sivil maskeleri ve dış destekli operasyonlar Türk milletinin iradesini kıramayacaktır. “Kullan-at” aparatlarının kullanım ömrü tamamlanmıştır.

​Hukuk devletinin gereği olarak; bölücüye sempati besleyen, bayrağa el uzatan ve vatana kasteden her kim varsa derhal hak ettiği karanlık çöplüğe gömülmelidir! Bölücülere paye vermeye çalışanlara, onları Meclis’e davet ederek bebek katilinden medet umanlara da “günaydın” diyoruz. Teröristten umut bekleyenler utansın!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.