Herkesin 28 Şubat’ı bir degil

Yayınlama: 28.02.2026
A+
A-

Aradan tam 28 yıl geçti,üzerine çok şey yazılıp çizildi.Yaşananlar kamu vicdanında asla kabul görmedi.
İlginçtir ilk başörtüsü yasaginda yıl 1979 imam Hatip lisesinde öğrenciydim ve sıkıyönetim uygulaması vardı ve ona rağmen kız arkadaşlarımıza uygulanmak istenen yasağa karşı direnişe geçtik.Bir süre sonra yasaktan vazgeçildi.O boykot sırasında bazı arkadaşlarımız sıkıyönetim tarafından kısa süreli gözaltına alındı.
Lise bitti üniversiteye başladık bu defa YÖK aynı uygulamayı hayata geçirdi.Biz yine yasağa karşı direndik. Başta tüm siyasi ve dini gruplar ortak hareket ettik ve derslere girmedik.Süre uzadikça başta malum hocaefendiciler direnişi terketti. Sonra diğer bazı gruplar fire verdi. Ancak bu arada ilginç şeyler gözlemlemeye başladik ;İran ve s.arabistan konsoloslukları el altından bazı grupları fonlamaya başlamış.Kızlara bir takım hediye kaabilinden yardımlar falan.Biz Türk milliyetcileri duruşumuzu bozmadik.Ancak bizi en çok yaralayan ve üzen olay aynı safta direniş yaptığımız milli görüşlü arkadaşlar derslere girmeyip okul yakınında bekleyen kız arkadaşlarla gizli saklı dini nikah yaptigini öğrenince kendi adımıza şu kararı verdik.”Bu iş demokratik bir hak arayışı ve anayasal eğitim hakkınin engellenmesi boyutunu aştı.Biz birilerinin gizli izdivaçlarina figüran olmayalım ”
Bu düşünceyle mukaddes bir direnişin amacından sapması sebebiyle boykottan vazgeçtik. O dönemi yaşayanlar anlatılanların hayal ürünü olmadığını gayet iyi bilirler.
Gelelim malum kara 28 şubata işte kaderin bir cilvesi üçüncü defa başörtüsü yasağıyla birkez daha karşı karşıya geldik. Ve ben genç bir imam Hatip lisesi müdürüyüm. Aman Allahım biz ne büyük bir günah işlemişiz meğerse.

N.Kemal’in şu dizeleri tamda o dönem bizim ruh halimizi yansitiyor.
” Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetden .”
Aylardan Kasım yıl 1998.Aksam mesai bitmeden valilikten bir telefon emri aldık. Daha ağzım yüzüm demeden sabah okul kapısında eli çantali üç müfettiş dikildi. Hayirdir ne oluyor demeden valilik emrinin uygulanıp uygulanmadığını denetlemeye geldik dediler. Doğal olarak bizim gizli saklımız yok buyurun dedik. Sonradan müfettişlerin söylediklerine göre vali bey gece saat 23.00 da ildeki tüm müfettişleri toplayıp bizzat sözlü emir verir gidip geregini yapın diye.İl valimiz emniyet kökenli meşhur biriydi.
Müfettişlerle beraber kız bölümüne gittik. İdare odasinda kısa bir mola verdik.Kiz öğrenciler misafirlere çay ikram ediyorlar ve iki gözleri iki çeşme. Müfettişlerle başlarını açtirmaya çalıştığıniz kızları görüyorsunuz değil mi dedim.

Hani Rasulullah efendimiz “Beni Hud suresi kocattı.”buyurmuştu,işte beni de bu olay kocattı.O sahnede ömrümden ömür gitti desem yeridir. Salonda toplanmalarını istedim.Valinin emri bizzat müfettişler tarafından öğrenci ve başı örtülü kadın öğretmenlere tebliğ edildi.
Süreç Mayıs ayina kadar her gün dört beş makama tekmil verme ve her hafta müfettiş gözetimi ile devam ederken bir yandan da hem idareciler hemde başörtülü ogretmenler hakkında soruşturmalarla devam etti. O kadar ki koskoca bir klasör dolusu yazışma oldu. Şimdi keşke o klasördekilerin birer kopyasını alsaydım diyorum.
Son sınıfta olupta üniversite sınavına girecek birçok kız öğrencim ve üç kadın öğretmen arkadaşım ya istifa etti veya okulu bıraktı.
Bırakmayıp devam eden kız öğrencilerinden tıp fakültesini kazanacak olanlar bile hiç istemedikleri bölümlere güç bela girebildi.
Hem mülki ve idari amirler ,hem kolluk kuvvetleri ve hemde basın yayın yoluyla ağır bir mobinge maruz kaldık. İnanılmaz manevi işkenceler yaşadık. İnancımızdan taviz vermedik geri adım atmadık.Tabii bunun sonucu olarak sürgün ve disiplin cezasıyla ödüllendirildik. Sürgün cezası uygulanmadi o kıyaklarını inkar etmeyelim.
Ama deyim yerindeyse anamızdan emdiğimiz kelimenin tam anlamıyla burnumuzdan da geldi.

Aradan onca zaman gelip geçti kimseden diyet istemedik.Çünkü biz ne yaptıysak inancımız gereği yapmıştık.
Şimdilerde sosyal medya TV ve gazetelede başörtülü hanımlar ve genç kızların pespaye tavırlarını gördükçe inanın 28 şubat zulmüne salavat okuyorum.
Sizler eğitim öğretim hakkından mahrum kalmayasiniz diye kimler ne bedeller ödedi hiç Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz mısınız?
Ben ve benim gibi ağır bedel ödeyenlerden bu halinizle sakin hellallik istemeyin. Helal etmiyorum. Sadece Allah sizi bildiği gibi yapsın diyorum.
Mübarek Ramazan gecesi yazdıkça yaşadığımız anılar tazelendi.Ciğerim sızladı Üst aklın planı sonucu kimileri de işin siyasi rantina kondu.Yıllar sonra 28 şubatin bir kurgu olduğu da anlaşıldı.
Aslında daha anlatılacak çok şey var ama uzun yazıyı kimse okumaz diye kısa tutuyorum.
Orucçarınız makbul,ramazanınız mübarek olsun.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.