Kuduz köpek

Yayınlama: 10.09.2025
A+
A-

Memleketin herhangi bir yerinde kuduz vakası tespit edilirse önce karantina uygulanır. Köpek itlaf edilir. Temaslı kimseler tedavi edilir.
Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki kuduz bir köpek ne kadar islam ülkesi varsa saldırıyor. Fakat bir türlü durmak bilmiyor. Ve koca dünyada ne hikmetse bu köpeği durduracak bir irade ortaya konmuyor.

İslâm ülkesi deyince halkını kastediyorum. İçlerinde ABD ve siyonizmin uşağı olmayan nerdeyse yok gibi. Bir tarafta Gazze’de insanlar bomba ve silahlarla yetmezse açlık ve hastalıkla katlediliyor. Öbür tarafta köpeğin sahibi sözde İslâm ülkesi kardeşlerden trilyon dolarları uçağa yükleyip ülkesine dönüyor. O paralar da siyonistlere silah ve mühimmat olarak veriliyor. Nasıl pazarlık ama.
Dün mısır, s.arabistan ve İran islam ülkelerine liderlik yapacağız diye Türkiye’ye karşı kafa tutmaya kalkıyorlardı. Geçmişlerinde cihangirlik olmayan milletlerden islam ülkelerine lider değil ancak ABD ye uşak olur.

Düne kadar ülkemizden ziyaret eden bakanlarla alay eden,dilenci gözüyle bakan körfez ülkeleri paralarını kendiniz ödediğiniz silahlarla vurulmak nasıl birşey? Demek ki neymiş para ülke korumazmış. Şimdi anladınız mı Türkiye’nin değerini? Sanırım dün olduğu gibi bu gün de anlamadınız hatta hiç anlamayacaksınız.
“Tut ki Ali’den miras kaldı Zülfikar,
Ali’nin yüreği yoksa Zülfikar neye yarar. ”
Çünkü biz birinci dünya savaşında sizlerin canını, malını, namus ve toprağını korumak için binlerce anadolu evladını topraklarınızda şehit verdik. Bizim savaştıklarımızla siz işbirliği yaparken biz kutsal toprakları gayr-ı müslimler çiğnemesin kutsallarımız pây-ı mal olmasın derdindeyken dedeleriniz Halifeye karşı cihad ilan etmekle meşguldünüz. O kadar ki Osmanlı halifesi mübarek belde insanları aç susuz kalmasın diye kervanlar dolusu erzak gönderir adına Sürre alayı derdi. Sahi bir de “medine dilencisi deyimi vardı”. Özellikle ramazan aylarında Hicaz bölgesi müslümanları için özel olarak sadaka dağıtılırdı. Medinede her köşe başında bir dilenci peydah olurmuş. Amacım rencide etmek değil dost acı söyler ama doğruyu söyler. Hicaz demiryolunun akıbetini söylemiyorum bile.

Baştaki konuyla alakalı olarak bir hikaye anlatayım belki o şekilde daha akılda kalıcı olur.
Olay Yozgat’ta geçer. Aynıyle vakidir. Bir tarihte adamın biri yıllarca hizmetini gören eşeğini işe yaramaz diye şemerini alıp sokağa salmış. Zavallı hayvan ot çöp ne bulursa kemirip karnını doyurmak istermiş. Nasıl olduysa bir gün Çapanoğlu konağının kapı tokmağının ipini kemirirken sesi işiten bey kahyalara seslenir kapıyı kim çalıyor diye. Bakarlar ki kemikleri sayılacak kadar zayıf bir eşek. Çapanoğlu olayı kadıya intikal ettirir. Derhal sahibini bulunur ve gereken ceza kesilir. Eşeğin boynuna da bir mahkeme kararı asılır “Bu hayvan dilediği yerde otlamaya serbesttir kimse hayvana mâni olmaya . ”

O tarihten sonra eşek nerede dolaşırsa dolaşsın kimse ilişmemiş.şöyle bir darb-ı mesel oluşmuş. Sırtını Çapanoğluna dayadın dilediğin gibi dolaşmakta serbestsin.
Kıssadan hisse yazımızın başında sözünü ettiğimiz kuduz köpeği tanımayan yoktur sanırım. Sırtını ağa babasına dayayınca kimse tekerine taş koyamıyor. İşin özeti bu.
“Eceli gelen it cami duvarına bevleder” derler.
Umuyor ve diliyorum ki bizim camimizin duvarı olmaz o duvar. İşte kıyamet o zaman kopar.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.