Yetkili sendika her toplu görüşmede mensuplarının gazını almak ve diğer sendikalara iş yapıyormuş görüntüsü vermek için üst perdeden atıp tutar. Vay eylem yaparız , şöyle mücadele ederiz, böyle müzakere ederiz deyip hükümetin teklifinin bile altında bir rakama tıpış tıpış imza attıkları olmuştur.
Bu tiyatro maalesef yandaş sendikanın fiyaskosuyla biter. Kaybeden memur ve emeklisi olur. Kazanan sendika başkanları iktidardan gelecek seçimlerde milletvekiliğini garanti ederler.
Öğretmenlik geçmişimizde ilçe sendika temsilciliğimiz vardır. Konfederasyonumuzun yetkili olduğu dönemde her türlü mücadele ve müzakere hem masada hem sahada yapılmış ve memur ve emekli lehine ciddi kazanımlar sağlanmıştır.
Masada ve sahada hiç mücadele etmeden işi hakem kuruluna havale etmek kolaycılıktan başka bir şey değildir.
Mevcut sendika yetkiyi alana kadar diğer sendika üyelerine makam mevki dağıtarak yetki sayısına ulaşmıştır. Yoksa gerçek manada sendikacılık yaparak üye artışı yapmamıştır.
Bu gün iktidarın milletvekili ve belediye başkanı transfer etmesi nasıl yürüyorsa sistem aynı. Yani helal üye ile elde edilmiş yetki değil. İktidarı gücendirmemek adına memurun beklentilerini karşılayacak hiçbir toplu sözleşme yapmayı başaramamışlardır. Ne var ki yandan basın sanki memurun ömründe almadığı zammı almış gibi algı oluşturmada ki mahareti takdire şayandır. En son 1996 da yanılmıyorsam rahmetli başbakan N. Erbakan döneminde memur adam gibi zam almıştır.
Kimse çıkıp bize Lâ fontaine den masal anlatmasın.
Memurun gasbedilen hakkını iki dünyada ödeyemezsiniz. Çalışana verilip de emekliye verilmeyen şeyyanen zam da sizin yakanızı bırakmaz. Sadakaya muhtaç ettiğiniz emekliden ne zaman özür dileyeceksiniz?
Rahmetli Demirel’in ifadesiyle “Boş tencerenin düşüremeyecek iktidar yoktur. “