Ramazan: Sadece Bir Ay Değil, Bir Medeniyet Ahlâkıdır

Yayınlama: 19.02.2026
A+
A-

Ramazan ayı, Müslüman toplumların sadece ibadetle değil, aynı zamanda ahlâk, vicdan ve toplumsal sorumluluk bilinciyle yeniden şekillendiği müstesna bir zaman dilimidir. Bu ay, insanın nefsini terbiye ettiği kadar; yöneticilerin, kurumların ve toplumun her kesiminin de kendisini muhasebeye çekmesi gereken bir fırsattır.

Bugün gerek iş dünyasında gerekse sosyal ve cemiyet hayatında aktif rol alan insanlar olarak Ramazan ayı boyunca çok sayıda iftar davetiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu davetler, görünürde birlik ve beraberliği temsil etse de Ramazan’ın ruhunu anlamak sadece aynı sofrada buluşmakla mümkün değildir. Ramazan’ın ruhu; tevazu, adalet ve paylaşım anlayışıyla yaşanır.

Bu sebeple prensip olarak; siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, vakıf ve dernekler tarafından lüks restoran ve otellerde düzenlenen, gösterişin ön plana çıktığı iftar programlarına katılmayı doğru bulmuyorum. Çünkü Ramazan, ihtişamın değil, sadeliğin ayıdır. Ramazan, makamların ve unvanların değil; eşitliğin ve kardeşliğin ayıdır.

Toplumun emanet ettiği değerlerin, özellikle üyelerin ve bağışçıların büyük fedakârlıklarla ödediği aidatların, üyelerin rızası alınmadan bu tür organizasyonlarda kullanılması sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda ahlâki bir meseledir. Ramazan, bizlere emanete sadakati, hakkaniyeti ve sorumluluk bilincini hatırlatan bir aydır. Bu ayın ruhu; kaynakların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını, toplumun en kırılgan kesimlerinin korunmasını ve sosyal adaletin güçlendirilmesini gerektirir.

Bizim medeniyet geleneğimizde Ramazan, saray sofralarından çok mahalle sofralarında anlam kazanmıştır. Aynı sokakta yaşayan insanların aynı ekmeği bölüştüğü, komşuluk hukukunun yeniden hatırlandığı, zenginin fakirin hâlinden anladığı sofralar bu toplumun mayasını oluşturmuştur. Sokak ve mahalle iftarları, sadece bir yemek organizasyonu değil; toplumsal eşitliğin ve kardeşliğin en güçlü sembollerinden biridir.

Bugün şehirler büyürken, toplumlar kalabalıklaşırken insanlar arasındaki mesafe ne yazık ki artmaktadır. Ramazan ayı, bu mesafeleri ortadan kaldıran, gönülleri birbirine yaklaştıran ilahî bir fırsattır. Siyasetin de, sivil toplumun da, yöneticilerin de bu manevi iklimden ders çıkarması gerekir. Çünkü gerçek liderlik; gösterişli salonlarda değil, toplumun en mütevazı sofralarında halkla aynı duayı paylaşabilmektir.

Ramazan bizlere sadece sabrı değil, adaleti öğretir. Sadece aç kalmayı değil, başkasının açlığını hissedebilmeyi öğretir. Sadece ibadeti değil, vicdanı öğretir. Eğer bu ayın sonunda toplum olarak daha merhametli, daha adil ve daha paylaşımcı bir anlayışa ulaşabiliyorsak Ramazan gerçek anlamına kavuşmuş demektir.

Temennimiz odur ki bu mübarek ay; milletçe birlik ve beraberliğimizi güçlendirsin, toplumsal dayanışmamızı artırsın, kalplerimizi yumuşatsın. Ramazan’ın rahmeti sadece sofralarımıza değil; kararlarımıza, yönetim anlayışımıza ve toplumsal ilişkilerimize de yansısın.

Çünkü Ramazan, sadece bir zaman dilimi değil; bir medeniyet ahlâkıdır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.