Türkiye siyasetinde son yılların en sert kırılmalarından biri CHP içindeki liderlik tartışması oldu. Kurultay süreci, “mutlak butlan” ile sonuçlanınca parti içi meşruiyet kavgası yalnızca bir hukuk tartışması değil; aynı zamanda seçmenin değişim talebinin de dışavurumu haline geldi. Bu süreçte en dikkat çekici figür ise hiç şüphesiz CHP Genel Başkanı Özgür Özel oldu.
Kılıçdaroğlu döneminin en büyük problemi, seçim kaybetmenin olağanlaştırılmasıydı. Her yenilgi sonrası yapılan “ahlaki üstünlük” vurgusu, sokaktaki seçmende karşılık bulmadı. Çünkü seçmen artık yalnızca haklı olmayı değil, kazanmayı istiyor. İşte Özgür Özel’in yükselişi tam da bu psikolojik kırılmanın üzerine oturdu.
Özel, CHP tabanının yıllardır yüksek sesle söyleyemediği bir gerçeği dile getirdi: “Bu düzen böyle devam edemez.” Parti içindeki statükoya karşı çıkması, yalnızca kişisel bir liderlik mücadelesi değil; CHP’nin yaşlanan siyaset diline karşı bir itirazdı. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu sonrası dönemde genç kadroları öne çıkarması ve daha sert muhalefet çizgisi benimsemesi, tabanda ciddi bir heyecan oluşturdu.
Ancak Ankara kulislerinde konuşulan daha büyük bir senaryo var.
CHP’deki hukuk ve meşruiyet tartışmalarının derinleşmesi halinde, Özgür Özel ekibinin yeni bir siyasi rota arayabileceği iddiaları giderek güçleniyor. Bu rotanın adresi olarak ise sık sık Meral Akşener sonrası yeniden yapılanma arayışındaki İYİ Parti gösteriliyor.
Böyle bir ihtimal ilk bakışta radikal görünebilir. Ancak Türk siyasetinde ideolojik geçişlerden çok “seçim matematiği” belirleyici oluyor. CHP’nin geleneksel yapısı içerisinde hareket alanı daralan reformcu kadroların, merkez sağ-milliyetçi seçmene daha kolay ulaşabilecek bir çatı araması sürpriz olmaz.
Bu noktada öne çıkan isim ise Mansur Yavaş.
Yavaş’ın uzun süredir Türkiye’de “partiler üstü aday” profili çizdiği açık. CHP seçmeninden destek aldığı kadar milliyetçi-muhafazakâr seçmenden de tepki çekmeyen nadir siyasetçilerden biri olması onu doğal bir cumhurbaşkanı adayı haline getiriyor. Özellikle ekonomik kriz, göç meselesi ve güvenlik başlıklarında daha sakin ve devletçi bir dil kullanması, geniş bir merkez koalisyonunun kurulabileceği düşüncesini güçlendiriyor.
Eğer CHP içerisindeki kriz derinleşir ve Özgür Özel ekibi yeni bir siyasi zemine yönelirse, İYİ Parti çatısı altında “Mansur Yavaş merkezli büyük muhalefet ittifakı” senaryosu Ankara’da daha yüksek sesle konuşulmaya başlanabilir.
Bu formülün temel amacı ise ideolojik romantizm değil; Erdoğan karşısında kazanabilecek en geniş seçmen bloğunu oluşturmak olur.
Türkiye siyaseti artık yalnızca partilerin değil, seçmenin sabrının da yeniden şekillendiği bir döneme giriyor. Ve görünen o ki önümüzdeki süreçte tartışma “kim haklı?” sorusundan çok, “kim kazanabilir?” sorusu etrafında dönecek.
SAYGI ve SEVGİ İLE.