BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI DEVLETİN KARARLILIĞI TAVİZSİZ OLMALIDIR!

Yayınlama: 09.01.2026
A+
A-

Tarih; uyuyanları değil, uyanık kalıp vatan nöbeti tutanları yazar. 18. yüzyıldan beri “Şark Meselesi” adıyla önümüze konan o kanlı sofra, bugün “etnik bölücülük” maskesiyle yeniden kurulmak istenmektedir.

Celladını kurtarıcı sananların kış uykusuna yattığı bu demde gerçeği haykırmak, her vatan evladı için milli bir namus borcudur. Zira karşımızdaki yapı bir hak arayışı değil, İslam coğrafyasının kalbine saplanmak istenen küresel bir suikast silahıdır.

​İhanetin Değişmeyen Yüzü:Şeyh Sait’ten Günümüze

​Emperyalizm,Türk devletini çökertmek için tarih boyunca hep aynı iki kirli aracı kullanmıştır: Etnik bölücülük ve din istismarı. Genç Cumhuriyet’in en kritik virajında, Musul ve Kerkük davasının en hassas döneminde, İngiliz desteğiyle “din” maskesi takıp devlete başkaldıran Şeyh Sait neyse; bugün 15 Temmuz’da millete kurşun sıkan FETÖ ve otuz yıldır kan döken PKK odur.

​Tarihsel devamlılık göstermektedir ki; Şeyh Sait isyanı ile Misak-ı Milli sınırlarımız içinde olan Musul ve Kerkük’ü bizden koparan küresel akıl, bugün de aynı tezgahı Suriye üzerinden kurmaktadır. Burada en üzücü olanı; kullanılan bu araçlar, tarih boyunca piyon edildiklerini ve günün sonunda hep feda edileceklerini görmemeleri, bu kirli oyunda “maşa” olmaktan bir türlü bıkmamalarıdır.

Dün Kerkük’ü bizden koparanlar, bugün terör örgütleri vasıtasıyla güney sınırlarımızda bir “garnizon devlet” kurmaya yeltenmektedir. Maskeler değişse de efendi aynı, figüranların körlüğü aynı kalmaktadır. Temel amaç; Türk devlet otoritesini felç ederek Anadolu’yu sahipsiz bir av sahasına çevirmektir.

​Batı’nın İkiyüzlülüğü: Kavramların Arkasına Gizlenen İhanet

​Cemil Meriç’in o sarsıcı ikazı bugün her zamankinden daha mühimdir: “İzm’ler, idrakimize giydirilen deli gömlekleridir!” Bölücü ideolojiler, bu coğrafyanın insanını kendi vatanına düşman etmek için dikilmiş zehirli birer gömlek hükmündedir.

Bugün karşımızdaki tehdit sadece silahlı bir saldırı değil, aynı zamanda kavramlar üzerinden yürütülen bir zihin operasyonudur. Terörü; ‘demokrasi’, ‘ekoloji’ ve ‘sözde hak arayışı’ gibi süslü ambalajlarla servis edenler, aslında bölge insanının geleceğini değil, kendi enerji koridorlarının güvenliğini ve Akdeniz’e uzanan şer hattının bekasını düşünmektedirler.

​Burada Batı’nın sergilediği ikiyüzlü tavrı deşifre etmek zorunluluk halini almıştır: Venezuela söz konusu olduğunda dünyayı ayağa kaldıran, “narko-terör” suçlamalarıyla yönetimleri hedef alan o küresel akıl; bugün Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılarını bizzat uyuşturucu trafiğiyle beslemektedir. Okyanus ötesinde “insanlık suçu” saydıklarını, bizim sınırlarımızda “özgürlük mücadelesi” adı altında meşrulaştırmaya çalışmaları tam bir ibret vesikasıdır. Türk milleti, bu küresel senaryonun kavramlar arkasına gizlenmiş zehrini tanıyacak ferasete sahiptir.

​Kardeşlik ve Birlik Çağrısı

​Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan her bir Kürt kardeşimiz, bu devletin asli ve onurlu bir parçasıdır. Bizler bu vatanın çatısı altında, kanun önünde eşit ve bu toprağın ortak paydaşlarıyız. Ancak insanımızı, emperyalizmin “kullan-at” aparatına dönüştürmek isteyen kirli odaklara karşı uyanık olmak milli bir zorunluluktur. Kaderde, tasada ve kıvançta hep bir olduğumuz unutulmamalıdır.

​Bu sahte masallarla insanımızı devletine küstürmeye çalışanların asıl gayesi, onları küresel güçlerin sahadaki kurbanı haline getirmektir. Bu saptama bir tehdit değil; Türk milletinin kendi kardeşlerine yaptığı samimi bir dayanışma çağrısıdır. Unutulmamalıdır ki; vatanın bütünlüğü her türlü siyasi mülahazanın ve tartışmanın üzerindedir.

​Hukuk Düzeni ve Milli Refleks

​Hukuk, devleti zaafa uğratmanın bir aracı haline getirilmemelidir. Demokratik hakları terör seviciliğine kalkan yapanlara karşı kararlı bir duruş sergilemek, toplumsal barışın yegane teminatı olarak görülmelidir.

​-Siyasal Sorumluluk:

Gazi Meclis’in kürsüsü, bölücü dilin hoparlörü haline getirilmemelidir. Vatana bağlılık ilkesi herkes için en temel ölçüt olmalıdır.

– ​Kamu Düzeni ve Yaptırım:

Toplumsal huzuru bozmaya yeltenen her türlü girişime karşı devlet, hukuk dairesinde en etkili tedbirleri almalıdır. Teröre lojistik ve finans sağlayan yapılara karşı mali yaptırımlar ve tavizsiz yargı süreçleri kararlılıkla işletilmelidir.

​SONUÇ: Türk’ün İradesi Sarsılmazdır

​Türk devletine ve milletin birliğine yönelik hiçbir ihanet girişimi meşrulaştırılamaz. Tarihsel oyunlara kanarak vatan toprağını ve kardeşliğini pazarlık konusu yapanlar, Türk milletinin sarsılmaz iradesi karşısında erimeye mahkumdur.

​Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu iradesi ve Kuva-yı Milliye ruhu; vatanın huzuru için her türlü zorluğu aşmaya muktedirdir. Birliğimiz çelikten bir irade, kardeşliğimiz ise ebedi bir bağdır. Tarih uyanık kalıp vatan nöbeti tutanları yazacaktır; ihanetin piyonlarını ise sadece utanç sayfalarında anacaktır.Türkler için bu süreç …
​YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.