19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, yalnızca bir takvim günü değildir. O tarih, bir milletin yeniden ayağa kalkışının başlangıcıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a attığı ilk adım; eğlencenin, konforun ya da sıradan bir kutlamanın değil, yokluk içinde verilen bir bağımsızlık mücadelesinin sembolüdür. O günün gençliği, hayatını garanti altına almanın değil, vatanını kurtarmanın derdindeydi.
Bugün ise böylesine güçlü bir tarihî anlam taşıyan bir günün, sıradan bir eğlence atmosferine indirgenmesi ciddi bir sorgulamayı gerekli kılıyor. Özellikle 19 Mayıs gibi millî hafızada önemli bir yere sahip bir tarihte düzenlenen yüksek sesli festival ve konser organizasyonları, birçok insan açısından günün ruhuyla çelişen bir görüntü oluşturmaktadır.
Burada mesele müzik ya da sanat değildir. Sanat, toplumların gelişmesinde her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Ancak mesele, günün anlamının geri plana itilmesi ve tarihî bilincin ikinci plana düşmesidir. Çünkü 19 Mayıs; sahne ışıklarıyla değil, millet hafızasında taşıdığı anlamla değer kazanır. Bu gün, sadece kutlanacak değil, aynı zamanda hatırlanacak bir gündür.
Öte yandan bugünün gençliğinin içinde bulunduğu şartlar da görmezden gelinmemelidir. İşsizlik, ekonomik belirsizlik, adaletsiz gelir dağılımı, gelecek kaygısı ve umutsuzluk hissi, gençlerin en temel meseleleri hâline gelmiştir. Gençlik bir yandan “özgürce eğlenmeye” çağrılırken, diğer yandan kendi geleceğini kuracak imkânlara ulaşmakta zorlanmaktadır.
Asıl üzerinde durulması gereken nokta da budur. Gençliği yalnızca tüketim ve eğlence üzerinden tanımlayan anlayış, çoğu zaman onun gerçek sorunlarını görünmez hâle getirmektedir. Oysa gençlik; geçici heyecanlarla oyalanacak bir topluluk değil, bir ülkenin geleceğini omuzlayacak en önemli güçtür.
19 Mayıs’ın ruhu; sorumsuzluk değil bilinçtir. Ayrışma değil birliktir. Umursamazlık değil fedakârlıktır. Bu ruhu anlamadan yapılan her kutlama, ister istemez eksik kalacaktır.
Gerçek gençlik ise yalnızca eğlenen değil, aynı zamanda düşünen, sorgulayan ve gerektiğinde hesap sorabilen gençliktir. Çünkü 19 Mayıs’ı anlamak, sadece anmak değil; o mücadelenin hangi şartlarda ve ne uğruna verildiğini idrak edebilmektir.