Şehit edilişinin yıl dönümünde, Gümrük ve Tekel eski Bakanımız merhum Gün Sazak’ı rahmet, hürmet ve minnetle anıyorum.
Toplum içinde birbirinden farklı insan tipleriyle karşılaşırız: Başkalarının derdini kendi derdi bilen fedakâr insanlar, yalnızca kendi meseleleriyle yaşayan benciller, hiçbir şeyi dert edinmeyen gamsızlar ve bunların arasında yer alan sayısız karakter…
İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerinden biri idealleridir. Çünkü ideal; her alanda daha iyiyi, daha doğruyu, daha erdemli olanı temsil eder. Gayesi olan insanın idealleri vardır; düşüncesi, inancı, ülküsü, ilkeleri ve değerleri vardır.
Gerçek idealler yalnızca bireysel çıkarlarla sınırlı değildir. İnsanlıkla, toplumla ve ortak gelecekle ilgilidir. Barışı, hakkı, adaleti, güveni, huzuru ve mutluluğu hedefler. Amaç sahibi insan, idealleri için yaşar; gerektiğinde hayatını inandığı değerler uğruna ortaya koyar.
Gayesiz insan ise yönünü başkalarının belirlediği edilgen bir varlığa dönüşür. Rüzgârın önündeki yaprak gibi savrulur; kendi iradesiyle değil, başkalarının yönlendirmesiyle hareket eder.
İdealler; sorgulanmamış geleneksel kalıpların ötesinde, insanı ve toplumu ahlaki, kültürel, ekonomik ve sosyal açıdan ileri taşıyan yüksek değerlerdir. Şayet hedefler yalnızca kişisel menfaatleri besliyorsa, bunlara ideal demek mümkün değildir.
Bugün sizlere, idealleri ve ülküsü uğruna şehit edilmiş bir vatan evladından söz etmek istiyorum.
Meslek hayatımda dik duruşunu örnek aldığım Gün Sazak; silah, uyuşturucu ve tütün kaçakçılığıyla mücadelede gösterdiği kararlılık nedeniyle uluslararası çıkar çevrelerinin ve kaçakçılık baronlarının hedefi hâline getirildi. Dürüstlüğünün ve başarısının bedelini ise bedenine yönelen kızıl terör kurşunlarıyla ödedi.
Gün Sazak, 26 Mart 1950 tarihinde, henüz on sekizinci yaş gününde günlüğüne şu cümleyi not düşmüştü:
“İnşallah aileme ve vatanıma hayırlı bir evlat olarak yaşarım.”
Bu duası karşılık buldu. Hayatı boyunca ailesine hayırlı bir insan, milletine bağlı bir vatansever oldu. Türkiye’nin sancılı dönemlerinde siyasete atıldı; inandığı değerler uğruna tereddütsüz mücadele etti. Vuruldu, şehit düştü.
Ancak onu Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde özel bir yere taşıyan yalnızca şehadeti değildi; siyasette sergilediği karakter, bakanlık dönemindeki icraatları ve ilkelerinden taviz vermeyen duruşuydu.
Peki ya ardından gelenler?
Tarih bazen ibretlik karşılaştırmalar sunar. Bir tarafta dürüstlüğü, devlet ciddiyeti ve idealleri uğruna can veren bir siyaset anlayışı; diğer tarafta ise makamın sorumluluğunu taşıyamayan, hukukun karşısında hesap veren isimler…
İşte tam da bu yüzden artık hayata geçirilen, topluma dokunan ve siyasete yansıyan ideallere ihtiyaç var.
Şehit edilişinin seneidevriyesinde Gümrük ve Tekel eski Bakanımız merhum Gün Sazak’ı bir kez daha rahmetle, saygıyla ve minnetle anıyorum.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun büyük dava adamı GÜN SAZAK.