Bugün Türk milliyetçiliği; bir fikir hareketi olmanın ötesine geçirilerek, sığ siyasi pazarlıkların, heyecansız sloganların ve şahıs odaklı yapıların aracı haline getirilmiştir.
Bu makale; milliyetçiliği bir “etiket” olarak kullananlara karşı, onu bir “yaşam ve kalkınma modeli” olarak görenlerin vicdani isyanıdır. Dünyanın yapay zekayı, siber egemenliği ve ekolojik dönüşümü tartıştığı bir çağda; milliyetçiliği sadece geçmişin nostaljisine hapsetmek, milleti geleceksiz bırakmaktır.
Biz; milliyetçiliği “beka” korkusuyla halkı sindiren bir söylemden çıkarıp; adaleti, bilimi ve ahlakı merkeze alan bir şahlanışa dönüştürmek için bu metni kaleme aldık. Bu yazı, sadece bir eleştiri değil; Türk devletini yeniden töre (hukuk) üzerine inşa etme iradesinin manifestosudur.
Aziz Türk Milletine;
Türkiye bugün; alanlarda dalgalanan al bayrağın gölgesinde, fakat o bayrağın temsil ettiği adaletin fersah fersah uzağında, derin bir ruh sarsıntısı yaşamaktadır. Bugüne kadar milliyetçilik adına milletimize dayatılan parti popülizmini, şahıs odaklı lider fetişizmini ve korku iklimiyle beslenen sığ beka hikâyelerini paranteze alıyoruz!
Türk milliyetçiliğini; çıkar ilişkilerinden, şato baronluğundan ve egemenlerin vesayetinden kurtararak; öznesi sadece Büyük Türk Milleti olan bir yapıya kavuşturacağız. Biz; geçmişin nostaljisine hapsolmadan, mazi deryasından aldığımız ders ve güçle geleceğin okyanuslarına kulaç açan bir Kızılelma iradesiyiz!
Milliyetçiliğimizi; sloganların sığlığından kurtarıp; akıl, bilim ve yüksek ahlakın sarsılmaz temellerine oturtuyoruz.
I. Hukuk Devleti ve Tam Güçler Ayrılığı
Milliyetçilik, şahıslara sadakat değil; devletin liyakat, sistem ve tam güçler ayrılığı üzerine inşa edilmesidir. Yasama, yürütme ve yargı erklerini; birbirine müdahale edemeyecek şekilde tam bağımsız ve tarafsız kılacağız. Devletin de hukuka (Töre’ye) tabi olduğu, adaletin kılıcının sadece hakikat için parladığı bir düzen kuracağız. Şato Baronları gidecek, kaim ve kadim hukuk baki kalacaktır.
II. Ahlaki Diriliş ve Kapalı Yapıların Tasfiyesi
Milliyetçilik bir Ahlak ve Karakter davasıdır. Kamu yönetiminde dürüstlüğü hâkim kılacağız. Tarikat, cemaat ve etnik temelli kapalı yapılar; anayasal hukuk denetimine alınacak, hiçbir yapı devlet içinde devlet kuramayacaktır. Çocuklarımızı milli, laik ve bilimsel eğitimin güvencesine alacağız.
III. Kültürel İstiklal ve İletişim Devrimi
Dijital mecraları Türk dehasının ve estetiğinin sergilendiği kürsülere dönüştüreceğiz. Milli kimliğimizi aşındıran içeriklere karşı; kendi sanatımızı, dilimizi ve bilimsel üretimimizi bu mecraların merkezine yerleştireceğiz.
IV. Üretim Ekonomisi ve Milli Bölüşüm (Ekonomik Beka)
Refahı tabana yayacak, servetin dar bir zümrede toplanmasına izin vermeyeceğiz. Stratejik sektörlerde (tarım, savunma, enerji) devlet aklını ve milli stratejiyi hakim kılacağız. En alttaki yeteneğin en tepeye çıkabildiği bir “Sosyal Asansör” (fırsat eşitliği) kuracağız. Vatan savunmasını sadece sınırda değil; suyumuzu, toprağımızı ve doğamızı koruyarak (Ekolojik Beka) gerçekleştireceğiz.
V. Kışla, Cami ve Okul: Siyasetin Giremeyeceği Kutsal Kaleler
Kışlayı siyasetten arındıracağız; ordunun tek kıblesi vatan savunması olacak.
Camiyi siyasetten arındıracağız; kutsalımız partiler üstü kalacak.
Okulu siyasetten arındıracağız; eğitim, milli cevher işleme merkezi olacak.
VI. Akademik Hürriyet ve Siber Vatan
Üniversitelere tam özerklik kazandıracağız. Kendi yapay zekâsını, yerli yazılımını ve bilişim altyapısını kuramayan bir millet, modern dünyanın “veri sömürgesi” olmaya mahkûmudur. Siber vatanda egemen olmayan, toprak vatanında bağımsız kalamaz. Milliyetçilik artık bir laboratuvar ve yüksek teknoloji meselesidir.
VII. Demografik Beka ve Dinamik Töre
Denetimsiz sığınmacı akınına karşı durmayı bir beka görevi sayıyoruz. Türk milliyetçiliği; kendi öz evladı işsizken, milli kimliğin sulandırılmasına izin vermez. Töre ise canlıdır; dün el öpmek olan ataya saygı, bugün vatanı bilimle yüceltmektir.
VIII. Stratejik Turan: Romantizmden Jeopolitik Gerçekliğe
Turan; enerji, savunma ve teknoloji ekseninde kurulacak bir Türk Birliği’nin adıdır. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan lojistik hatlar, ortak savunma doktrini ve ortak dijital pazar ile Türk dünyasını küresel bir “yön veren güç” yapacağız. İnsanlığın ortak barış ve adalet değerlerine Türk mührünü vuracağız.
Sözün özü; Bugün toplumun her kesiminde, her yaştan ve her görüşten insanın Bozkurt selamında birleşmesi, milli şuurun ne kadar diri olduğunu göstermektedir.
Ancak asıl hedefimiz; o selamı veren ellerin aynı zamanda laboratuvarlarda kuantum bilgisayarları programladığı, tarlalarda en ileri tarım teknolojilerini uyguladığı, adliyelerde adalet dağıttığı ve fabrikalarda ürettiği bir Türkiye’dir.
Sembollerin ruhunu, aklın ve bilimin bedeniyle birleştireceğiz. Artık sadece etiketinde “milliyetçi” yazan yapıların devri kapanmıştır. Şatolar yıkılacak; lider fetişizmi son bulacak; akıl, adalet ve bilimle kuşanmış o Kurucu İrade yeniden ayağa kalkacaktır.
Demiri eriten Ergenekon ateşiyle; yığınlar olarak değil, kenetlenmiş bir millet olarak müreffeh Türkiye’de yeniden buluşacağız.
Yolumuz uzun, yükümüz ağır; ama irademiz sarsılmazdır!
Varlığımız Türk varlığına armağan olsun!
Ne Mutlu Türküm Diyene.