Bebek katilinden koordinatör olur mu?

Yayınlama: 06.05.2026
A+
A-

Bir milletin hafızasıyla dalga geçmek, o milletin istikbaline kilit vurmaktır. Son günlerde kulislerde fısıldanan, kamuoyu zihnine sinsi birer tohum gibi ekilmeye çalışılan “bebek katiline koordinatörlük” tartışmaları, sadece siyasi bir basiretsizlik değil; Türk devlet geleneğine ve milletin vicdanına yönelik açık bir suikast girişimidir.

​Hafıza Kırımı ve Kimlik İstilası
​Bu noktaya durup dururken gelmedik. Adım adım örülen bir planın son aşamasındayız. Önce devletin kimlik kartı olan “T.C.” ibarelerini tabelalardan sildiler; ardından nesilleri ortak bir ülküde buluşturan *”Andımız”*ı yasakladılar. Milli hafızadaki bu “temizlik”, aslında bölücü zihniyetin kendi uydurma tarihini ve sahte kahramanlarını yerleştirmesi için açılmış birer koridordu.
​Siz kendi isminizden ve andınızdan vazgeçerseniz; terör örgütü de gelir, Türkiye’nin şehirlerini “Bakur” (Kuzey) gibi uydurma isimlerle haritalandırır, dört ülke üzerinde (Türkiye, Irak, Suriye, İran) hayali bir vatan kurmaya kalkar.

​Toprak Yalan Söylemez, Taş Susmaz
​Bölücülerin en büyük sancısı, iddia ettikleri o sözde “kadim coğrafya”yı destekleyecek tek bir somut belgeye, tek bir arkeolojik kazı bulgusuna sahip olmamalarıdır. Oysa bugün üzerinde yaşadığımız bu kutsal toprakların altı da üstü de buram buram Türk kültürü kokmaktadır.

​Ahlat’taki Selçuklu mezar taşlarından Hasankeyf’teki camilere, Artuklu köprülerinden Osmanlı saraylarına kadar her eser, bu vatanın tapu senedidir.

​Olmayan bir tarihten kahraman çıkaramayanlar; devlete isyan etmiş, İngiliz parmağıyla hareket etmiş Şeyh Sait ve Seyit Rıza gibi figürleri “mazlum” maskesiyle halka dayatmaktadır.

​Celladına Âşık Bir Zihniyet
​Şimdi ise bu hafıza suikastının son perdesi sahneleniyor: Binlerce evladımızın, askerimizin, öğretmenimizin ve kundaktaki bebeklerin katili olan bir terörist başını “koordinatör” veya “muhatap” seviyesine çıkarma çabası…

​Soruyoruz:
Sırtını uydurma haritalara dayayan, milli sembollerimizi düşman gören, toprağın altındaki bin yıllık Türk mührünü yok sayan bir yapının elebaşından, bu vatana “huzur” mu gelecektir? Bebek katilinden koordinatör devşirmeye çalışmak; şehit annelerinin feryadını dindirmek değil, o feryadı bir ömür boyu Türk milletinin kulaklarına mahkûm etmektir.

​Sonuç: Korkularımızda Haklıyız!
​Korkularımız yersiz değil; çünkü isimlerin susturulduğu, tabelaların indirildiği ve bebek katillerinin meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir ortamda kaybedilen şey sadece bir siyasi pozisyon değil, vatanın ta kendisidir.

​Tıpkı siyasal İslamcıların milli hafızayı törpüleyerek kendi yapay dünyalarını kurma çabası gibi, PKK da bu boşluktan beslenerek kendi kanlı ajandasını “barış” makyajıyla sunmaktadır. Ancak unutulmasın ki; toprağın altındaki Selçuklu mührü, toprağın üstündeki ay-yıldızlı al bayrak ve Türk evladının sönmeyecek olan milli bilinci, bu kirli pazarlıklara geçit vermeyecektir.

​Kendi kahramanını unutanlar, celladını kahraman zannetmeye başlar. Biz ne ismimizden, ne andımızdan ne de gerçek kahramanlarımızdan vazgeçeceğiz!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.